| Gül Düşünürsen Gülistan Olursun, Diken Düşünüren Dikenlik Olursun Mevlâna K.s. |
"Ben Dervişim Diyene" Ahmet Alemdar Semerkand![]() Ben Dervişim Diyene
Ahmet ALEMDAR Mart 2008 Dervişlik, belki her müslüman için arzu edilen bir ideal olması gerekmesine rağmen, yeterince nefs muhasebesi yapmadan “Ben dervişim!” diyebilir ve bu sıfatımla övünebilir miyim? Bakara Suresi’nin 156. ayetine göre hepimiz Allah’a gidiyoruz: “Biz Allah içiniz ve O’na döneceğiz.” Her insan, Allah’ın yarattığı bir varlık olduğuna göre asırlardır yoluna devam eden bu kervanın yönü, varoluşun tek kaynağı olan Allah’tır. Bazılarımız bu yolda bir köşede oturup bekliyor olabilir; bazılarımız çarıksız ve yaya, bazılarımız atlı… Bu varoluş serüveninde, farklı yolculuk biçimleri içerisinde her çeşit insan görmemiz mümkündür. Derviş olanı herkesten ayıran nedir? Yoluna şuurlu olarak devam etmesi… O kutlu kişi, nereye ve kime varacağını bilmektedir. Aynı zamanda onun, adı aşk olan ve tükenmeyen bir yakıtı vardır: “Dinle sözümü sana direm özge edâdır Derviş, Allah’ı arzular; çünkü O’ndan gelmiştir ve O’na aittir. Bundan dolayı, açılana kadar ilâhî kapının eşiğinde durmayı göze almıştır. Dervişlik, yiğitliktir; her kişinin değil, er kişinin başarabileceği bir iştir. Eren olup pîr’e varmak, ancak onun hakkıdır. Dervişlik der ki bana, sen derviş olamazsın Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek Derviş bağrı baş gerek, gözü dolu yaş gerek Doğruya varmayınca, mürşide ermeyince Ele geleni yersin, dile geleni dersin Her zaman ‘hakkımı arıyorum’ diyerek Allah’ın bana tahakkuk eden tahsisatına isyan eden ve bunun sonucunda pek çok insanın gönlünü kıran, verilmiş nimetlere şükredemeyen, musibetlere sabredemeyen ben, kaderin hangi safhasına razı olabildim ki ‘ben dervişim’ diyebileyim! Bu bir rıza lokmasıdır, yiyemezsin demedim mi? Sevgili Yunus, “Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek” derken bana uzatılmış hangi sopaya veya beni söven hangi söze karşılık sükûnetimi koruyabildim ki! İnsanlar beni methederken hoşlanmadığım, zemmederken rahatsız olmadığım ve kendilerine incinmediğim bir ânım oldu mu ki! Ahmed er-Rifâî Hazretleri, “Derviş için şart odur ki, onda insanların ayıbını görecek göz olmaya.” derken, ben hocalarımın, arkadaşlarımın, komşularımın, camide yan yana namaz kıldığımız cemaatin şimdiye kadar hangi ayıplarını saklayabildim ki! Mevlâna Hazretleri, “İyi, kötü herkes, dervişin cüz’üdür, eğer böyle olmazsa derviş olmaz.” derken, ben iyi veya kötü insanların gıybet ve dedikodusunu yaparak oluşturduğum kirli sularda yüzmeye devam ettiğim halde nasıl derviş olabilirim ki! Bu hallerde iken ‘dervişim’ dersem, dervişlerin pîri Sevgili Yunus bana yine şöyle seslenmez mi? Gaflet ile Hakk’ı buldum diyenler, Elhâsıl, niçin derviş olamadım? Günahlarım ve kötülüklerimle kendi iç dünyamın güzelliklerini karartmış olduğum halde, kendimi sık sık derviş gibi zannettiğim için… Bu akıl ve fikir ile Mevlâ bulunabilir mi? Her şeyden önce yapmam gereken, Aşkî’nin nidasını sıklıkla tekrarlamak olmalıdır: Affet isyanım benim, halim yaman Allahım! Semerkand 11:50 - 18/3/2008 - yorum yaz
|
Gözler sözleri anlatır, sözler özleri anlatır, kaybedilmiş özü kazanmak icin işe gözden başlanmalıdır.Tasavvuf bir yaşamdır, tasavvuf oldukça insan yaşar, insan yaşadıkça tasavvuf var olur. Tasavufta ancak hayanızla yürüyebilir, takvanızla yaşayabilir, edebinizle oturabilirsiniz. Aksi takdirde yaşarken ölürsünüz. Ana Sayfa Profilim Arşiv FERZÂNE MENZİL NET SEMERKAND DERGİSİ SON PEYGAMBER TEVBE KAPISI HAYKIRIŞ İSLAMİ FORUM HACEGÂN İLAHİ GRUBU DURSUN ALİ ERZİNCANLİ SEMERKAND AİLEM KALP HUZURU MUSLUMAN GENC RADYO ONBEŞ ![]()
|