Untitled Document



Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Untitled Document Yeni Sayfa 1







Gül Düşünürsen Gülistan Olursun, Diken Düşünüren Dikenlik Olursun Mevlâna K.s.

"ALLAH DİYENE" NECİP FAZIL KISAKÜREK

Image Hosted by ImageShack.us


 

 

ALLAH DİYENE

 

Her şey, her şey şu tek müjdede;

Yoktur ölüm, Allah diyene!

Canım kurban, başı secdede,

İki büklüm, Allah diyene!

 

Akıl, kırık kanadı hiçin;

Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...

Bağlı, perçin üstüne perçin,

Benim gönlüm Allah diyene...

 

 

Necip FAZIL kISAKÜREK

 

 

13:10 - 6/5/2008 - Dostlarımızın Fikirleri {8} - Sizin Fikriniz Nedir?


O VAR! Necip Fazıl Kısakürek

O VAR!..

 

Her defa haberi taze bir müjde;

                                                  O var!

Her defasında, geç, gafletten vecde;

                                                  O var!

Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse;

                                                  O var!

Bütün sevdiklerin elden gittiyse;

                                                  O var!

Kalacak kim var ki, dost tomarından?

                                                  O var!

Sana daha yakın şah damarından;

                                                  O var!

Arama, bir ilaç yok eczahanede!

                                                  O var!

Gayede, sebepte ve bahanede;

                                                  O var!

Sevdiğini ebed boyu tutan dinç;

                                                  O var!

Ölümsüzlük şevki, ilâhî sevinç;

                                                  O var!

Yıkılmaz dayanak, kırılmaz destek;

                                                  O var!

Tekten de tek, bir tek, tek başına tek;

                                                  O var!

 

Necip Fazıl Kısakürek  1982

 

 

12:54 - 27/2/2008 - Dostlarımızın Fikirleri {9} - Sizin Fikriniz Nedir?


Sakarya Türküsü Necip Fazıl KISAKÜREK

 

 

 

 

SAKARYA TÜRKÜSÜ 

 

 


 

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

 NECİP FAZIL KISAKÜREK
 

15:14 - 9/2/2008 - Dostlarımızın Fikirleri {11} - Sizin Fikriniz Nedir?


Necip Fazıl Kısakürek Zindandan Mehmed'e Mektup

ZİNDANDAN MEHMED'E MEKTUP

Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?... Daha ölmedim!

Avlu...Bir uzun yol...Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli .
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak .
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde!
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün "maruzât"!
Çatık kaş ...Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedimi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz madem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

Çaycı, getir, ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

Sükut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu

Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağıdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Necip Fazıl KISAKÜREK

 

13:49 - 15/8/2007 - Dostlarımızın Fikirleri {yok} - Sizin Fikriniz Nedir?


VE ZİKİR (O VE BEN)

VE ZİKİR

 

Rabıta ile beraber, onun ayrılmaz  yakını halinde “zikir” geliyor. Ağaçla yemişi, istiridyeyle incisi gemiyle pusulası; ve peşinden derya… Fakat bu, zikrin, âlet değil, râbıtayla kemal bulmuş tesir ve keyfiyet cephesi…

Bu türlü zikrin açtığı deryayı, kalemlerinden çıkma bir mektubun bazı satırlarından süzmeye çalışalım:

“-Zikir ve zikrin tesiri bir denizdir. Bir deniz ki, kimse dibine varamamıştır. Dalgalı bir derya ki, dünya onun tek dalgasını görmüyor… Dünyayı kavrayan bir okyanus ki onu kuşatmaya kâinatın gücü yetmez. Nihayetine kimsenin erişemiyeceği bir âlem… Her zerreye nüfuz etmiş, sızmış sahilsiz bir ummân… Zikir zikredenlerin kalblerinde doğan bir hâl ki, söylemesi, yazması, bildirmesi imkânsız… Allah’ı bilen kimsenin, dili söylemez olur; kelime bulamaz ki

Anlatabilsin… Şaşırır kalır; dünyadan ve insanlardan haberi olmaz. Zikredilen Allah olduğu gibi, zikreden de ancak odur. Kendini yine ancak kendisi zikredebilir… Mahlukların, onu zikredebilmek haddine mi düşmüş?... Ancak İlâhi sıfatlarıyla sıfatlanması için yarattığı insana kendisini zikretmesini emretmiştir ki herkes, yaradılışındaki kabiliyeti derecesinde o nihayetsiz, dalgalı denizden bir şeyler, bir teselli bulsun, rahata kavuşsun… Veysel Kârani, o deryanın bir damlasıyla teselli buldu. Cüneyd o denizden bir avuç suyla doymuş kanmıştır. Abdülkâdir (Geylâni), o denizin ancak kenarına varabilmiştir. Muhiddin (Arabi) ise diplerden çıkarılmış bir cevherle övünür.İmam-ı Rabbâni o denizden büyük pay almıştır.”

 

Buraya kadar en büyük velilerin dereceleriyle bir arada ve kelâmın son haddiyle anlatılan zikir keyfiyeti, daha sonra, zikrin akıl perdesinde nihai hakikatine kadar yükseliyor ve şöyle çerçeveleniyor:

 

“- Allah kelimesini teşkile hizmet eden (elif), (lâm) ve (he) harfleri, bu muazzam kelimenin işaret ettiği hiçbirşeye benzemeyen Zâtı anlatmaya alet ve vasıtalardır. Bunları söylemek zikir değildir, zikir bu kelimenin neticesi, semeresi olan bir hal ve keyfiyet…

Bu kelimeye zikr denilmesi mecaz yoliyledir, hakiki mânâ ile değil… Bunun gibi, Tevhid kelimesi de zikrin kendisi değildir. Ancak telâffuzu ve mânası bakımından zikre âlettir. Zikir,

Kelimenin ve bu ibarenin kalb ile tekrarından doğan bir haldir ki doğması bu kelime ve bu ibareye bağlı…”

 

Büyük Kapının râbıta denizi içindeki inci zikri, kapalı dudakladır. Gizli zikir…Çarşıda, pazarda, evde, işde, herkes sizi şunu veya bunu yapar görürken; zikir…

Zaten herkes ve her şey, bilmeden zikirde…

 

 

 

 

Üstad Necip Fazıl Kısakürek; “O ve ben” eseri 161-162 s.

11:35 - 30/4/2007 - Dostlarımızın Fikirleri {4} - Sizin Fikriniz Nedir?


Sonraki Sayfa
Yeni Sayfa 3



Google Pagerank Checker Hakkımda
Gözler sözleri anlatır, sözler özleri anlatır, kaybedilmiş özü kazanmak icin işe gözden başlanmalıdır.Tasavvuf bir yaşamdır, tasavvuf oldukça insan yaşar, insan yaşadıkça tasavvuf var olur. Tasavufta ancak hayanızla yürüyebilir, takvanızla yaşayabilir, edebinizle oturabilirsiniz. Aksi takdirde yaşarken ölürsünüz.
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
FERZÂNE
MENZİL NET
SEMERKAND DERGİSİ
SON PEYGAMBER
TEVBE KAPISI
HAYKIRIŞ İSLAMİ FORUM
HACEGÂN İLAHİ GRUBU
DURSUN ALİ ERZİNCANLİ
SEMERKAND AİLEM
KALP HUZURU
MUSLUMAN GENC
RADYO ONBEŞ
Sultanlar Diyarı

Kategoriler
Boomp3.comSon Yazılar
- FİLİSTİN İNTİFADA NACİ EL ALİ
- S.Ihsan Erol´dan GAFLET sohbeti:
- MUSTAFA YILMAZ SUSUZ ÇÖLLERDEYİM
- SANA DAİR Dursun Ali Erzincanlı
- KALBİN GECE UYANIŞI TEHECCÜD
- Gülistan Dergisi Muhammed Yıldız
- MİRAÇ NE ZAMAN VE NE ZAMAN GERÇEKLEŞTİ? MİRAÇ NEDİR?
- O’na Dönsün Yüzün Mehmet IŞIK SEMERKAND DERGİSİ
- Başlıksız
- Zemzemin faydaları nedir, nasıl içilir? Zemzem suyu nasıl bulund
- Seyyid Abdülhakim EL-Hüseyni (K.S)
- GÜL SULTAN
- OSMANLI PADİŞAHLARI
- Cancağızım
- Dermanım Allah Yunus Emre
- Kara Yüzüm Emrullah Coşkun
- ESMÂ-ÜL HÜSNÂ VE ANLAMLARI
- Sana Kalbimi Getirdim
- Mektubat-ı İmam Rabbanî k.s.’den Tasavvufun Maksadı Ali Ka
- Kaside-i Nakşi Menzil Net Tasavvufi Yazılar
Cansofi

Ziyaretçi Defterimizi Okuyunuz

Ziyaretçi Defterimize Yazınız

CANDOSTLARIMIZ
Google
Untitled Document