cansofi 24 Takipçi | 4 Takip

Can'ı Dilden Aşık Oldum S.A.V.

2008-03-18 16:00:00

İlahi geç açılabilir, lütfen bekleyiniz, dua ile..                                  Can'ı dilden aşık oldum , Muhammed’e Muhammed’’e                              Mevlam layık eyle bizi Muhammed’e ,Muhammed’e                              Bir canım var Kurban olsun Muhammed’e Muhammed’e                              Sallallahu Ala Muhammed , Sallallahu Aleyke Ahmet                                                           Aklı olan Arif olsun Ciğer yansın Püryan olsun                              Bir Canım var kurban olsun Muhammed’e ,Muhammed’e                              Mevlam layık eyle bizi Muhammed’e,Muhammed’e.                              Sallallahu Ala Muhammed , Sallallahu Aleyke Ahmet                              Rüyada görüştür bizi Murada eriştir bizi                              Mevlam sen kavuştur bizi Muhammed’e ,Muhammed’e                              Bir canım var kurban olsun Muhammed... Devamı

HOŞGELDİN!! s.a.v.

2008-03-18 16:08:00

    HOŞGELDİN!! s.a.v.Bu şiirde hüzün yok Bugün hüzün yok bize Sultanlar sultanının doğduğu o geceyi, o benzersiz geceyi çoşkuyla anıyoruz Aleme ervah, bugün bizimle beraberdiniz Meleği ala beraberdir bizimle Ve şimdi biz meleklerle diz dize Rebiüevvel ayının onikinci gecesi, yer Mekke Ebu Tâlib mahallesi Leyl çarşısı Bir ev Abdulmuttalib’den oğlu Abdullah’a kalan Bir hane şimdi Abdullah ‘da yok,karanlık ve Hz. Amine Üflesen sönecek gibi yıldızlar Ve beklenen bir var, O ... Rebiüevvel ayının onikinci gecesi yıl 571 Nisan ayının yirmisi,günlerden Pazartesi Ebu Talib mahallesinde saadetli bir ev, saadetli bir oda Abdimenaf kızlarını andıran huriler dolaşıyor oda da Birinin elinde cam bir kase var içi şerbet dolu ama sanki kar Hadi al, bu içecek cennet tavıdır ,al ve iç Bu sana Allah’ın ikramıdır. Ve yudumlanıyor şerbet Allah’ın adıyla O anda beyaz bir kuş bembeyaz kanadıyla Hz Amine’nin sırtını sıvazlıyor Ve beklenen biri var , O... Rebiüevvel ayının onikinci gecesi Vakit seher vakti, yıldızlara uzansan tutacaksın Hele biri var ki küçücük bir dolunay sanki Bu onun yıldızı, ve bir nur denizi, O’nun denizi Semave vadisi sular altında Çünkü O geliyor Çekilen ve kuruyan Save gölü , sönen Mecusi ateşi Çünkü O geliyor Zincire vurulan şeytan göklerden kovuluyor Kisra saraylarından çatırdılar geliyor, çünkü dünyaya O geliyor Ve gökten inen üç melek ellerinde üç bayrak Biri güneşin doğduğu yerde,biri battığı yerde güneşin Diğeri Kabe’nin üzerinde müjdesini veriyor kainat güneşinin... Bu muştunun ardından kat be kat semalardan boşalıyor melekler Allah’ın rahmeti üzerine olsun ey Nebi... Ve bir nur doğdu ayın ondördü gibi O doğdu, kalplere sürur doğdu Gerçek oldu annesinin rüyası Hz.İbrahim’in duası kabul oldu Yer de ve gökte övülecek şan doğdu Ümmetinin göz nuru habibi zişan doğdu Şimdi kaplasın onu bir ak bulut Ve dolaştırsın melekler, doğuyu ve batıyı Varlıklar onu birde suretiyle tanısın Yusuf’... Devamı

"SEN VARSIN" S.A.V Eşref Ziya Terzi

2008-03-18 14:53:00

    Sen Varsın!...S.A.V.   Yağan karın tanesindeRüzgarların sesindeAşıkların sinesindeSen varsın sen varsın Ayın günün doğuşundaKelebeğin uçuşundaSen varsın sen varsın Canım Ahmet MuhammedAleykesselamŞefaat diyeGeldik vesselam Kainatın ezelindeAğaçların gazelindeZikirlerin güzelindeSen varsın sen varsın Ayın günün doğuşundaKelebeğin uçuşundaSen varsın sen varsın   Eşref Ziya Terzi       ... Devamı

Mektubat-ı İmam Rabbanî k.s.'den "Dört Temel Esas" Ali KAY

2008-03-18 11:06:00

Mektubat-ı İmam Rabbanî k.s.’den Dört Temel Esas Ey bahtiyar kişi!Size ve bize lazım olan şey, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat alimlerinin Kitap ve Sünnet’ten çıkardıkları esaslar doğrultusunda inancımızı düzeltmektir. Çünkü eğer bizim ve sizin anlayışınız bu büyüklerin belirledikleri esaslara uymuyorsa onun hiçbir değeri yoktur. Görmüyor musun tüm bid’atçı ve sapıklar bâtıl görüşlerini Kur’an ve Sünnet’ten aldıklarını ve bu iki kaynağa dayandıklarını iddia ediyorlar. Halbuki hak ve hakikat ile bunların uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.Sonra, ikinci olarak helal, haram, farz ve vacip gibi dinin bilinmesi gerekli hükümlerini öğrenmek gerekir.Üçüncü olarak bu öğrenilenlerle amel etmelidir.Dördüncü olarak da sûfilere mahsus olan tasfiye (kalbi saflaştırma) ve tezkiye (nefsi kötülüklerden arındırma) yoluna girmek icap eder.İnancı düzeltmedikçe dinin hükümlerini bilmenin bir faydası yoktur. İtikadı düzeltip dinin bilinmesi gerekli hükümleri öğrenilmedikçe amelin de hiçbir anlamı olmaz. Bu üçüne ulaşılmadıkça da tasfiye ve tezkiyeyi elde etmek mümkün olmaz.Bu dört esas dışında kalanların hepsi gereksiz fazlalıktır. Ancak bu dört esasın tam ve mükemmel olmasını sağlayan Sünnet’i burada saymadık. Bu sayılanların dışında kalanların hepsi de mâlâyani (gereksiz işler) kapsamına girmektedir. Oysa Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır:“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi müslümanlığının güzelliğindendir.” (Tirmizî; İbn Mâce; Mâlik; Ahmed).Demek ki müslümanın, kendisine yararlı işlerle meşgul olması gerekir.Selam hidayete tâbi olanlara ve Hz. Muhammed Mustafa s.a.v.’in yoluna sımsıkı sarılanlara olsun. Hak Yolcusu Olmanın Şartları Kıymetli kardeşim!Şu hususu defalarca anlattım. Bu yol iki temel esasa dayanır: Biri, en basit bir edebi bile terk etmeyecek şekilde dinin çizdiği sınırlara göre istikamet üzere olmaktır. Diğeri ise, mürşidin muhabbetini gönlüne tam olarak yerleştirmek, bu muhab-bette sebat ... Devamı

"Gelin Canlar Bir Olalım" Halil Akgün

2008-03-18 09:00:00

“Gelin Canlar Bir Olalım” İslâm geleneğinin büyük bilgeleri böyle seslendiler asırlardır. Bütün müminleri bir olmaya, tevhide davet ettiler. Fitne ve fesadın huzur getirmeyeceğini söylediler. Bölünmeye karşı Kur’an ve Sünnet’in ipine sımsıkı sarılmayı salık verdiler.İslâm geleneği, dinin koyduğu sınırlar içindeki ihtilafları anarşi değil, rahmet olarak görmüştür. Farklılık fıtrîdir, çünkü farklı insan tabiatlarının tezahürüdür. Farklı meşreplerin hakikati farklı biçimlerde yorumlamasıdır. Zira Cenab-ı Hak insanları farklı hasletlerle, farklı eğilimlerle yaratmıştır. Bu farklılaşmadan kaos ve fitne de çıkabilir; rahmet ve zenginlik de. Önemli olan farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışmak değil, onları dinin temel ilkeleri etrafında birleştirebilmektir.İslâm tarihinde ortaya çıkan Sünnî-Şiî ayrışması, siyasi, sosyal ve teolojik sebeplere bağlı olarak günümüze kadar geldi. Bugün müslümanların birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Bu yüzden modern dönemde Mehmet Akif’ten Muhammed İkbal’e kadar bütün müslüman düşünürler ve liderler, birlik çağrısı yaptılar.Türkiye’de zaman zaman körüklenen Sünnî-Alevî çatışması, tarihi ihtilafların yanısıra siyasi manipülasyonların da bir aracı olarak kullanıldı. Bugün küçük bir azınlığı temsil eden ama sesi çok çıkan bazı gruplar, Alevîliği İslâm’ın dışında başka bir din olarak tanımlamak istiyor. Buna bağlı olarak Alevîlere Türkiye’de azınlık statüsü verilmesini istiyorlar.Bu iki iddia da hiç bir dinî ve tarihî temele dayanmıyor. “Hak, Muhammed, Ali” diyen Alevîlerin İslâm dışında bambaşka bir din olduğunu nasıl söyleyebiliriz? Yorum ve amellerdeki farklılıklara rağmen Alevîlik de kökeni itibariyle İslâm’ın ilk dönemine geri gitmiyor mu? “Alisiz Alevîlik” peşinde koşanlar, Alevîliğin Peygamber ve Ehl-i Beyt sevgisini dinsizliğe dönüştürmek istiyorlar. Marksist, materyalist ve ateist dünya görüşlerini Alevîlik kılıfı altında pa... Devamı