cansofi 24 Takipçi | 4 Takip

"SENİ ÇAĞIRIR" Pir Mehmed 19.Y.Y.

2008-03-18 11:45:00

      SENİ ÇAĞIRIR   Yolcu oldum yola düştümYollarım seni çağırırBülbül oldum güle düştümGüllerim seni çağırırBulutlayın göğe ağdımYağmurlayın yere yağdımGözlerimden çok yaş döktümSellerim seni çağırırÇok zaman toprakta yattımTürlü çiçek olup bittimArılayın çok bal ettimBallarım seni çağırırBu hana mihman gelmişimGâh ağlayup gâh gülmüşümBahr-i ummana dalmışımGöllerim seni çağırırPir Mehmed’im aşka düştüAşk dalgası hadden aştıVirdimize “yâ Hak” düştüDillerim seni […]   Pir Mehmed 19.Y.Y     ... Devamı

Sohbetin Meyveleri Semerkand Dergisi Mart 2008

2008-03-18 10:49:00

Sohbetin Meyveleri Şehabeddin Sühreverdî k.s. (12. yy):“Sohbet, insanın iç aleminin gözeneklerini açar. Sohbetle insan, hadiselerin hakikatini kavrar.Belanın ne olduğunu ona uğrayan bilir, denmiştir. İnsanın iç dünyasının kuvvet kazanması, ilminin sağlam olmasıyla mümkün olur. Sadakatinin kuvvet kazanması ise, onun bir takım bela ve musibetlerle karşılaşması ve hadiselerden imanla çıkmasıyla mümkün olur.Bütün bunlar sohbetle, dostlukla, dayanışma ve yardımlaşma ile meydana gelir. Bunlarla gönlün kuvvetleri güç kazanır, ruhlar huzur ve sükun bulur. Allah’a yönelmenin yolunu bulur ve O’na yönelir.Bunun örneği seslerde görülür. Sesler biraraya gelip birleşince daha gür olarak çıkar ve etraftaki engelleri aşar ve yayılır.” Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevî k.s. (19. yy):“Sohbetin üç faydası vardır. Birincisi, hayır ehli kişilerle sohbette bulunmak, Hak yolcusunu eski haline dönmekten ve tembellikten alıkoyar, onu kötülük işlemekten uzaklaştırır. Kötülüklerden uzaklaşmak onu kötülük işlemekten kurtarır. İtaate yakın olmak ise nefse hakim olmaya götürür. Böylece, sohbetin bereketi ve ruhaniyetin kuvveti, Hak yolcusunun işlerini kolaylaştırır.İkincisi, kalplerin anlaşılması sadece sohbetle mümkün olur. Sohbetin tadını alan ve sohbetle hallenen kimseye başkaları tesir edemez. Huy, farkına varmadan diğer huyun tesiri altında kalır. Kişi dostunun dini üzeredir, mümin müminin aynasıdır. Aynada görülenler, o aynaya bakanların da görüntüsüdür. Bunun için Şazelî ve Nakşibendîler sohbete çok önem verirler. Biliniz ki, iki kişi arasında sohbeti çeken şey, ortak hisler ve mensubiyettir. İnsanların bazıları kendilerini bazı insanlara yakın hissederler. Yani her topluluk kendisine bir sohbet halkası kurar.Üçüncüsü, Hak yolcusu kendi nefsiyle de imtihan edilmektedir. Kendi başına kaldığı zaman şeytanın bir takım hayal, kuruntu ve bâtıl itikatlarla onu kandırması çok kolay olur. Bu kandırma yolları bozuk düşünceler, tembellik, hile, kudret, din dışılık, istidra... Devamı

"Ben Dervişim Diyene" Ahmet Alemdar Semerkand

2008-03-18 11:50:00

  Ben Dervişim Diyene Ahmet ALEMDAR Mart 2008 Dervişlik, belki her müslüman için arzu edilen bir ideal olması gerekmesine rağmen, yeterince nefs muhasebesi yapmadan “Ben dervişim!” diyebilir ve bu sıfatımla övünebilir miyim? Bakara Suresi’nin 156. ayetine göre hepimiz Allah’a gidiyoruz: “Biz Allah içiniz ve O’na döneceğiz.” Her insan, Allah’ın yarattığı bir varlık olduğuna göre asırlardır yoluna devam eden bu kervanın yönü, varoluşun tek kaynağı olan Allah’tır. Bazılarımız bu yolda bir köşede oturup bekliyor olabilir; bazılarımız çarıksız ve yaya, bazılarımız atlı… Bu varoluş serüveninde, farklı yolculuk biçimleri içerisinde her çeşit insan görmemiz mümkündür. Derviş olanı herkesten ayıran nedir? Yoluna şuurlu olarak devam etmesi… O kutlu kişi, nereye ve kime varacağını bilmektedir. Aynı zamanda onun, adı aşk olan ve tükenmeyen bir yakıtı vardır: “Dinle sözümü sana direm özge edâdırDerviş olana lazım olan aşk-ı hüdâdır.”(Sultan Veled Hz.) Derviş, Allah’ı arzular; çünkü O’ndan gelmiştir ve O’na aittir. Bundan dolayı, açılana kadar ilâhî kapının eşiğinde durmayı göze almıştır. Dervişlik, yiğitliktir; her kişinin değil, er kişinin başarabileceği bir iştir. Eren olup pîr’e varmak, ancak onun hakkıdır.Dervişlik, belki her müslüman için arzu edilen bir ideal olması gerekmesine rağmen, yeterince nefs muhasebesi yapmadan “Ben dervişim!” diyebilir ve bu sıfatımla övünebilir miyim?Herkesten bir farkı olmayan hatta herkesin gerisinde kalan ben, nasıl dervişlikten bahsedebilirim ki! Gönlü Allah aşkı ile kaynayan nice dervişler bu dünyaya rahmet deryasından nurlar saçarken, bütün edep sınırlarını zorlayarak rahatlıkla ‘ben dervişim’ denebilir mi? Eğer diyecek olsam Derviş Yunus bana şöyle seslenmez mi: Dervişlik der ki bana, sen derviş olamazsınGel ne diyeyim sana, sen derviş olamazsın. Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerekDerviş gönülsü... Devamı

2008-03-14 14:19:00

              Mustafa Büyükaslan-Menzile güller yağıyor ilahi klibi Menzile Gül Yağıyor İrem gibi güzeldi yâr, koşar yolunda aşıklarBülbüllere müjdeler var, Menzile güller yağıyor Gül Yağıyor! Gül Yağıyor! Gül Yağıyor Yağıyor!Menzile Güller Yağıyor…Yaralı Gönüle Derman YağıyorGül Yağıyor! Gül Yağıyor! Gül Yağıyor Yağıyor!Durmadan Güller YağıyorGavsa aşık sofilerin Üstüne Gül Yağıyor! Okunduğunda ezanlar üç pareden güller yağarYanar gözler yaşlar dolar, çifte yare güller yağar. Gül Yağıyor! Gül Yağıyor! Gül Yağıyor Yağıyor!Menzile Güller Yağıyor…Yaralı Gönüle Derman YağıyorGül Yağıyor! Gül Yağıyor! Gül Yağıyor Yağıyor!Durmadan Güller YağıyorGavsa aşık sofilerin    Üstüne Gül Yağıyor!  Safa dizilir aşıklar, gönüllere güneş doğarMelekler elinde gül var, Gavs-i Saniye gül yağar… Gül Yağıyor! Gül Yağıyor! Gül Yağıyor Yağıyor!Menzile Güller Yağıyor…Yaralı Gönüle Derman YağıyorGül Yağıyor! Gül Yağıyor! Gül Yağıyor Yağıyor!Durmadan Güller YağıyorGavsa aşık sofilerin    Üstüne Gül Yağıyor!  Orda gündüz huzur kokar,Gecelerinde nur kokarSofilere du ayla coşar avuçlara güller yağar… Gül Yağıyor! Gül Yağıyor! Gül Yağıyor Yağıyor!Menzile Güller Yağıyor…Yaralı Gönüle Derman YağıyorGül Yağıyor! Gül Yağıyor! Gül Yağıyor Yağıyor!Durmadan Güller YağıyorGavsa aşık sofilerin    Üstüne Gül Yağıyor!  Gul dıvaşe Gul dıvaşeDıvaşe Li Menzıl'e Gul dıvaşeDıvaşe le ser brina dilimın gul dıvaşeDıvaşe Li Menz... Devamı

"Utanmadıktan Sonra Dilediğini Yap" H.Ş. S.A.V.

2008-03-14 11:50:00

  10. “Utanmadıktan Sonra Dilediğini Yap”  s.a.v.  Hz Peygamber s.a.v.Efendimizin nübüvvetle görevlendirilişinin ilk yıllarında sık sık tekrar buyurduğu bu hadis-i şerif, haya duygusunun insanı fenalık yapmaktan alıkoyma özelliğine, hayâsızlığın ne büyük ayıp olduğuna işaret eder.   Bir ilâhi lütuf olarak insana bahşedilmiş utanma duygusu yani hayâ iki türlüdür. Birincisi Cenab-ı Hak’tan utanma, ikincisi insanlardan utanma. İnsanın tavır ve davranışına yansıyacak ölçüde hayâ duygusu, her iki utanma hali ile birlikte mümkündür. Zaten ikisi birbirine bağlıdır. Yani Allah’tan utanmayan insandan, insandan utanmayan Allah’tan utanmaz.Nitekim bir başka hadis-i şerifte “Haya imandan bir şubedir.”  buyurulmuştur.   Hayâ sahibi insan yüce bir ahlâka sahip demektir. Eline büyük fırsat ve imkânlar geçse de fenalık yapamaz. Kimseye zararı dokunmaz.Fenalık ve çirkin işler yapmaktan, konuşmaktan utanmayan insan ise kötü ahlâk sahibi bir insandır ki, nerede duracağı belli değildir. Böylelerin şerrinden Allah’a sığınmak gerekir.     [Buhari, Edeb, 78; Beyhaki, Şuabü’l-İman, nr.7734; İbn Kesir, el-Bidaye,12/54.]   ... Devamı